Fazıl Say, 17 Aralık’ta Almanya’nın Bonn şehrinde çok anlamlı bir ödül almaya hazırlanıyor. / Sözcü Gazetesi
04.12.2016
İlk operamın konusu aşk
Türkiye’nin dünyaca ünlü müzik adamı Fazıl Say, 17 Aralık’ta Almanya’nın Bonn şehrinde çok anlamlı bir ödül almaya hazırlanıyor. Say ile tören öncesi ödül heyecanını, müziği, umutlarını ve kızı Kumru’yu konuşma fırsatı bulduk.
 
Edda SÖNMEZ
 
İlk operamın konusu aşk
Türkiye'nin dünyaca ünlü müzik adamı Fazıl Say, 17 Aralık'ta Almanya'nın Bonn şehrinde çok anlamlı bir ödül almaya hazırlanıyor. Say ile tören öncesi ödül heyecanını, müziği, umutlarını ve kızı Kumru'yu konuşma fırsatı bulduk.
Onun Türkiye'de sanat için verdiği mücadele eşine az rastlanır cinsten. Kariyerinde çok sayıda ödül bulunan ünlü piyanist, besteci Fazıl Say yıllardır Türkiye'yi uluslararası sanat dünyasında temsil ediyor. Sıra dışı çalışmaları ve yeteneğiyle dinleyicisini etkilemeye devam eden ve müziğin en büyük Oscar'ı olan ‘Beethoven Preis' ödülünü alacak olan Fazıl Say, Sözcü Pazar okurları için merak edilenleri cevapladı.
 
– Dünyanın en prestijli müzik ödüllerinden Beethoven Ödülü'ne layık görüldünüz. Neler hissediyorsunuz?
11 yaşımdan beri Beethoven çalıyorum, çalışıyorum. Çok emek ve çok ruh ile… Benim doğamda Mozart yorumcusuyum. Mozart'ın gizli sihirli kapısı bana açık. Beethoven'a ise emekle ulaşmaya çalıştım hep. Bazen becerebildim, bazen beceremedim. Ama daha dur, bitmedi ömür! Daha iyi çalışmalar gelecektir. Klasik müziğin en büyük Oscar'ı Beethoven Preis için teşekkürler. Jüri üyesi onurlu ve dâhi meslektaşım Martha Argerich'e de tüm desteği için teşekkürler.
– Emek verdiğiniz halde hayatınızda hiç isteyip de yapamadığınız bir şey oldu mu? 
Hayatta çok emek verip “Hâlâ istediklerimi yapamadım” dediğim bir ikinci konu da kültürlerin dostluğudur… Zor konu. Hele şu dönemde… Ödül töreninde yapacağım konuşmamda bu dostluğun değerine, insanoğlu, insan türü, insanlık, insaniyet gibi değerlere değinmek istiyorum. Bu konuda çok şey öğrendiğim Beethoven ve Aşık Veysel eşliğinde.
– Böyle bir ödül almanın yaşattığı tatmin ve heyecan nasıl?
Gurur verici…
 
BEETHOVEN ÖDÜLÜ İNSANI KONU ALAN BİR ÖDÜLDÜR
 
– Ödülünüzü şu an Almanya'da bulunan Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın elinden alacak olmak size neler hissettiriyor?
Can (Dündar) benim çok eski dostumdur, Türkiye'de olsun, yurtdışında olsun 20 yıldır pek çok konserime katılmıştır. O konserler hakkında yazdıklarına bakarsanız Can Dündar'ın Fazıl Say'ı çok iyi bilen ve çok iyi anlatan bir yazı yazacağını anlarsanız. Bu ödülün tanıtım yazısını çok güzel yazacağından da eminim. Can ile ilgili şunu eklemeliyim, Türkiye'ye dönerse onu hapis bekliyor, eşi de yurtdışına çıkartılmıyor, çok zor bir
durum. Almanya'da şu anda bir “exil” (sürgün) olarak tanınıyor elbette. Almanya'da herkes muhalif Can Dündar / Erdoğan sorununu biliyor. Beethoven Ödülü çerçevesinde bu durumun yansıyacağını sanmıyorum. Beethoven Ödülü sanatsal ve insanı konu alan bir ödüldür.
– Fazıl Say'ın meselesi nedir? Ne için uğraşıyor belli ödünler vererek?
Şu andaki tek meselem üretmek, üretmek, üretmek… Kayıtlar yapmak, besteler üretmek. Türk bestecilerini CD'ler yapıp dünyaya tanıtmak. Mesela geride bıraktığımız gün kaybettiğimiz besteci İlhan Baran benim en önemli hocalarımdan biriydi, onun tüm eserlerini 2017'de kaydedeceğim. Cumhuriyet Türkiyesi'nde 20. yüzyılda neler olmuş? Bunu dünyada kimse bilmiyor. Hiç tanıtamadık. Türkiye'de ise malum hep o önyargılara takıldı bu değerler. “Halka uzak” denildi. İtildi. Bu önyargıları değiştirmek çok zor olsa da kendi kalbimde değer verdiğim şeyleri yaşamda kalıcı kılmak isterim. Bir yandan ilk operamı da yazıyorum. Konusu aşk olan bir opera olacak.
 
KEDİLERİM ÖDÜLLERİMİ KIRDI
 
– Sizin için en anlamlı ödülünüz hangisi oldu?
Dünyanın her yerinden 60'tan fazla ödülüm var. Klasik müziğin Grammy'si olan Alman ECHO ödülünü bir kez yorumcu, iki kez oda müzikçisi, en sonuncusunu da besteci olarak aldım. İlk iki ECHO ödülünü evde kedilerim düşürüp kırdılar.
– Geleceğin Türkiye'sini nasıl görmek istersiniz?
Ötekileştirme bitmeden, biz bize dost olmadan hiçbir şeyin rayına oturacağına inanmıyorum. 17 Aralık'ta Bonn'da Fazıl Say'a Beethoven Ödülü verilirken bence, kültür bakanı, dışişleri bakanı orada olmalı. “Bu bizim müzisyenimiz” diyebilmeliler. “Beethoven Ödülü'nde Aşık Veysel çalan Fazıl da Türk, o da bu toprakların insanı… Ben orada, onun yanında bulunacağım” diyebilmeliler.
MÜZİK ÇOK GENİŞ BİR OKYANUS
 
– Müzik ve özgürlük bağlantısı nedir sizce? Bir toplumda müzisyenlere düşen görevler nelerdir?
Müzik çok geniş bir okyanus, halk müziğinden saray musikisine, Mevlevi / Bektaşi müziklerinden klasik Batı müziğine pek çok müzik, pek çok müzisyen var. Bana sorarsanız, 21'inci yüzyıl müzisyeni bu Doğu ile Batı müzikleri arası köprüleri kurmaya çalışırsa, dünya ve insanlık için, barış için, gelecek için, felsefe olarak da doğru bir şey yapmış olur. Ben bestelerimde hep bunu güttüm. Aşık Veysel'i anlattım. Nazım'ı anlattım, İstanbul'u, Mezopotamya'yı, Sivas'ı, Hopa'yı, kendi müzik dilimde ulaştırmaya çalıştım.
 
BABA-KIZ DÜNYAYI DARMADUMAN ETTİNİZ
 
– Babanız Ahmet Say ödülle ilgili size nasıl bir yorumda bulundu?
Beethoven Ödülü'nden birkaç gün sonra Kumru da binicilikte birinci olunca babam bana mesaj attı. ‘Baba-kız dünyayı darmaduman ettiniz, aferin size” yazmış.
 
Özgür ruhlu bir kızım var
 
– Kızınız Kumru ile nasıl bir ilişkiniz var? Kumru'nun sanatla arası nasıl? 
Kızım milli binici. Geçen hafta Almanya'da çok ciddi bir yarışın birincisi oldu. Gurur duyduk. 13 yıl önce boşandığım eşim Gülyar ile fevkalade iyi bir dostluk ilişkimiz var. Kızımızın geleceği hakkında ortak kararlar veriyoruz. Bence her şey iyi gidiyor. Özgür ruhlu bir kız Kumru…
 
KİMSE MUTLUYUM DİYEMEZ
 
– Memnun musunuz geldiğiniz noktadan?
Korkunç zor bir dönemden geçmekteyiz. Halklar eziliyor, mülteci sorunları, Doğu ile Batı uzaklaşıyor, tüm dünyada acımasız ve sert sorunlar var. Bu ortamda kimse mutluyum diyemez.
 

SON EKLENEN 5 HABER

Fazıl Say